İnsan adem ile âdem arası Nafid… Bu iki kavram arasındaki karanlık Sırat’tır hayat…Karanlıktan korkma Nafid! İnsan gözüyle bakar, ruhuyla görür. İnsanın ruhunu karartmayan her karanlık, ufkunu aydınlatır ey Nafid…
Unutma ki; insan insanın kandilidir. Işık olduğun her karanlık, senin aydınlığını artırır Nafid! Ve aydınlık, yanmanın semeresidir. İnsan ateşe düşünce yanmaz, ateş insana düşünce yanar. Ki insan yanarken öğrendiğini, anarken öğrenemez Nafid… Yanmak bir kuyudur, insanın “kendi içine” düştüğü… Düş Nafid! Mısır, kuyuda düşer âdeme…
“Düş” diyorum Nafid!
Bir davan olsun seni büyüten, bir düş’ün! Davası olmayanın devası olmuyor… Bir dava bir düş Nafid, uykuyu haram kılan!
Zira, ne zaman ne mekan, davası kadar büyür insan… Bastığında arzı titreten haşyet, yüreğinde titreyen rahmetten sâdır olsun… Büyü ama büyüklenme. Unutma ki tevazu Rabbani bir heybettir Nafid…
“Düşün” ey Nafid!
Kelime, gariplik taşır sinesinde: Âdem’den bu güne…Sürgün taşır! Sürgünden, sürgün filizleri çıkaran da insandır Nafid… Yalnızlık bir ezeli yazgı kelimenin sırrında. Yalnızlığın kalabalıktır veçheleri Nafid. Kiminin yokluğu büyütür yalnızlığı kiminin varlığı! En zor yalnızlık Nafid, insanla olanıdır… Bir gün; varlığı ve yokluğu, bildiğimiz ezberleri, fiziki yasaları cehle çeviren biri çıkarsa, o gün tamam olursun ey Nafid… Varoluş mücadelen suretini bulmuştur, vazgeçme!
Bütün bunlar sabırla Nafid, tahammül yetmez! Tahammül hadiselerin hamallığıdır yalnızca. Sabır mücadeledir, anlama çabasıdır… Ân’ı anlamaktan geçmiyorsa yolumuz, düne yanmakla, yarını aramak arasında ziyandır ömür… Sabrın sûreti vardır, gülümsemeyen sabır kahırdır Nafid…
Yeryüzü şahittir ki, kimileri ölügezer, kimileri öldükçe dirilirler… Ebedî dirilik; insanların peşine düştüklerinde değil, “insanlığın” peşine düşenler arasındadır Nafid …